#9: Müzik arkadaşı edinin!

Çok uzun süredir bir üretim yapamamıştım müzik anlamında.  Yakın zamanda yabancı bir forumdan tanıştığım ve e-mailleşmeye başladığım birisi bunu aşmama çok yardımcı oldu.  Benim yapmak istediğim müzik tarzlarından birini yapıyordu; bu tarzda hoşuma giden çalışmaları vardı.  Bu tarz (ambient), daha önce yapmaya alışık olduğum müzikten çok farklı bir bakış açısı ve çalışma sistemi (ve araçlar) gerektiriyordu ve bu konuda bir çok soru ve şüphem vardı.  Bu arkadaşımla konuşarak birçoğunu sorabildim ve ilerleme kaydetmeye başladım.  Ve en sonunda dün akşam bu tarzdaki ilk şarkımı soundcloud’da yayınladım.  Şu ana kadar ki yorumlar çok iyi.

Bu arkadaşın kendisi de aslında benden bilgi ve kaynak düzeyi olarak çok farklı olmayan amatör bir müzisyendi.  Ama forumlarda tanımadığım yüzlerce insanın yorumlarını okumaktansa onunla birebir iletişim kurmak farklı bir güven verdi bana.  İhtiyacımız olan da zaten bu rahatlık ve güven hissi daha çok.  Yoksa bilgi olarak internet sayesinde hemen hemen her şeye ulaşabiliyoruz anında zaten.

Müzik projelerinizi konuşabileceğiniz, iyi iletişim kurduğunuz bir arkadaş edinin.  Böyle bir arkadaşınız varsa onunla zaman geçirmeye özen gösterin ve müzik hakkında konuşmayı ihmal etmeyin.  Kendi kafanızın içinde şüphe ve sorularla hapsolmanıza izin vermeyin.  Üretkenliğiniz artacaktır.

Reverb (1)

Önceki yazılarda daha çok temel bakış açımdan yola çıktım.  Bundan sonra giderek daha çok müzik yapımında işe yarayacak somut önerileri paylaşmaya çalışacağım.

Reverb müzik yapımındaki en önemli efekt türlerinden birisi, belki de en önemlisidir.  Bunu kayıtlarınızı tamamen “dry” (reverb’süz) yaparak anlayabilirsiniz.

Reverb müziğe mekan hissini ve uzaysal boyutu kazandırır.  Doğal akustiği çok güzel olan bir odada canlı yapılan bir kayıt doğal reverb içerecektir.  Ancak ev kayıtlarında bu doğal reverb’ü yakalamak zor oluyor.  Ama uzun vadede bu konuda deneme yapmak eğlenceli ve öğretici olabilir:  Evin farklı odalarında kayıt alabilirsiniz mesela.  Çoğu ev müzisyeni, banyolarında kayıt alır.  Reverb plugin’lerindeki “tiled room” türü de banyo gibi mekanlardaki reverb’ü yaratır.

Bir de doğrudan ses kartına girerek (mikrofonsuz) yapılan kayıtlarda tabii ki doğal reverb diye bir şey olamaz.  Örneğin gitarı doğrudan kaydettiniz.  Reverb’ü DAW içinde eklemek zorundasınız.  Bu konuda iki uyarım var:

  1. Fazla reverb mixinizi boğar.  Reverb’ü kasten doğal olmayacak kadar fazla bir seviyede kullanma amacında değilsiniz, kısın!  Fazlası (hem seviye olarak, hem de birçok kanalda olması anlamında) bas seslerde yığılma yaratır (EQ ile bunu dengeleyebilirsiniz).  Tadında reverb iyidir.  Reverb plugin’inizdeki “dry/wet” butonunu dry kısmına çevirerek reverb’ü azaltabilirsiniz.
  2. Çok farklı reverb çeşitlerini (room, plate, spring, hall, vs.) aynı şarkıda kullanmak şarkının tadını kaçırabilir.  Bu kafa karıştırıcı bir durum.  Mesela vokale hall, davullara room reverb koyduğunuzda birisi uzaklardan, büyük bir mekandan, diğeri ufak bir odadan geliyor hissi yaratacaktır.  Bunun yerine şarkıdaki kanalları canlı çalan bir orkestra gibi düşünüp hepsine benzer reverb’ler eklemeyi deneyin.

İleriki reverb yazılarımda teknik detaylara girmeden reverb türlerini ve nerede kullanmanın uygun olduğunu paylaşmaya çalışacağım.  Bir de her efekt türünde yapacağım gibi bana göre en iyi bedava ve ucuz reverb plugin’lerini listeleyeceğim.