#8: İyi müzik dinleyin!

Şekerli çaya alışkın bir insan çayı şekersiz içtiği zaman tatsız, hatta iğrenç gelir.  Bu, çayın tadı kötü olduğu için değil, damağı şekerli çay tadına alışkın olduğu içindir.  Şekersiz çaya alıştığınız zaman çayın gerçek tadını alabilirsiniz ve bu hoşunuza gidebilir.

Aynı şekilde dinlediğiniz müzikle kulak zevkinizi şekillendiriyorsunuz ve bu daha sonra kendi yaptığınız müziğe yansıyor.  Sürekli öngörülebilir ritim ve melodi yapıları üzerinden ilerleyen müzik dinlerseniz, yapısı daha hafif veya kaotik olan müziğe tepkiniz olumsuz olur.  Bu, o tür müzik kötü olduğu için değil, siz alışkın olmadığınız için böyledir.

Kulak zevkinizi koruyun.  Televizyon ve reklamları kapatın (eğer oradaki müzik zevkinize uygunsa açık kalsınlar tabii ki).  Üretmek istediğiniz tarz müzik dinleyin.  Zihniniz zamanla dinlediğiniz müziğe alışacak ve iş üretmeye geldiğinde (biraz da eğitimle) benzer şeyler üretecektir.

Kötü müziğe “hayır!” deyin.  İnternetten her türlü müziği indirmeyin.  Seçerek dinleyin.  Uzun vadede keyif almanıza ve kendi müziğinize etkisini mutlaka göreceksinizdir.

#7: Evde müzik yapmanın mümkün olduğuna inanın!

Amatör bir müzisyensiniz.  Tabii ki evde müzik yapacaksınız ve evde güzel iş çıkarabilirsiniz.  Kimsenin sizi aksine inandırmasına izin vermeyin.  Dünyada şu anda belki de milyonlarca insan mütevazı ev “stüdyo”larında müzik yapıyor.  Bunların bir kısmı epey kaliteli ve zevkle dinleniyor.  Bu insanlardan bazıları kendilerini geliştirecek ve profesyonelliğe adım atacak.  Diğerleri hobilerinden keyif alarak evde devam edecek.

Kaldı ki ev ortamında mütevazı ekipmanla kaydedilmiş ve sevilerek dinlenen ünlü albümler var.  Buna en iyi örnek belki de Bruce Springsteen’in “Nebraska” (1982) albümü.  Springsteen şarkıların demosunu bir arkadaşının mutfağında 4-kanallı bir teyp cihazına kaydeder.  Daha sonra profesyonel stüdyoda grubuyla beraber asıl albümü kaydederler ama bir türlü 4-kanallı ev kaydındaki tadı yakalayamazlar.  En sonunda profesyonel kaydı çöpe atıp demoyu piyasaya sürerler ve çoğu dinleyicinin beğenisini kazanır albüm.  Bu albümü dinleyin, gerçekten çok doğal ve hoş bir tadı var.

Söz konusu müzisyen ünlü biri olduğu zaman ev kaydına egzotik bir şey olarak bakıyoruz genelde.  “Vaay, adam değişik bir şey denemiş” diyoruz.  Ama kendimize gelince sanki evde müzik kaydetmeye çalışmak bir eziklik veya suçmuş gibi bir hava oluyor bazen.  Gereksiz!  Bu baskıyı yaratan dar kafalılardan uzak durun.  Müzik kimsenin otoritesi altında değildir.

Tabii ki dengeyi bulmak önemli.  Tutup da yıllarını bu işe vermiş, en pahalı ve özenle seçilmiş analog ekipmanlara sahip, müzik teorisi eğitimi almış, vs. profesyonel müzisyenlerin ve stüdyo işletenlerin emeğine “ben sizin yaptığınızı evde yaparım” düşüncesiyle saygısızlık etmeyin.  Siz onların yaptığını yapmaya çalışmıyorsunuz, çalışmayın.  Siz kendi müziğinizi yapın ve keyif alın.  Tabii hazırsanız, şartlar uygunsa, hedefleriniz o yöndeyse, gidin profesyonel stüdyo kaydı yapın.  Buna karşı çıkmaya çalışmıyorum.  Sadece amatör bir müzisyenin bu baskıyı hissetmesi gereksiz diyorum.

Kimsenin müziği belirli şartlar ve kurallar altına hapsetme hakkı yoktur.  Müzik insanın doğasında var ve her şartta yapılabilir.  Ev, stüdyo, ofis, kumsal, metro, sokak… Müzik yapın!

Evde kaydedilen albümleri biraz araştırmıştım zamanında.  Elimde bir liste var ve bunları dinleyebildiğim zaman yeni bir yazıda size sunacağım.

#6: Bedava, ucuz veya demo yazılıma burun kıvırmayın!

Amatör bir müzisyen olarak bol paranız yoksa bedava, ucuz ve demo yazılımlardan yararlanmanız kaçınılmaz.  Bunlarla yapacağınız işin “dandik” olacağı varsayımıyla yola çıkmanın hiç gereği yok.  Yaptığınız müziğin sizi ve dinleyenleri ne kadar tatmin ettiği ile kullandığınız yazılıma ödediğiniz para arasında fazla bir ilişki yok.  Önemli olan elinizdekini kullanmayı bilmeniz.  Aynı mantıkla son derece pahalı yazılımlara sahip ve hiç doğru düzgün bir şey üretemeyen birçok insan olduğunu da çıkarabiliriz.

Kaldı ki son yıllarda bedava sunulan bazı yazılımların kalitesi çok şaşırtıcı boyutlara ulaştı.  Buna örnek olarak Variety of Sound VST pluginlerini gösterebiliriz.  Bunların bazılarını yeri geldiğince tanıtacağım.

Demo yazılımlar için çok güzel bir örnek ise Native Instruments (NI).  Demo yazılımların hemen hemen hepsinin kısıtlamaları var.  Bazen 10 saniyede bir beyaz ses vermek gibi gerçekten kullanımı ciddi zorlaştıran kısıtlamalar oluyor bunlar.  Bazen de sadece yazılımda yaptığınız değişiklikleri saklayamıyorsunuz. Tavsiyem demo indirmeden önce kısıtlamaların ne olduğunu öğrenin ve müzik yaparken kullanamayacağınız demolarla vakit kaybetmeyin.  NI demolarındaki kısıtlamalar epey hafif.  Ses kalitesinde tam versiyona göre bir farklılık yok.  Temel kısıtlama çoğu preseti (örn., Guitar Rig’de bir amfi ve efekt kombinasyonu) her açışınızda 30 dakika boyunca kullanabiliyorsunuz.  30 dakika bittiği zaman açıp kapayarak kullanıma devam edebiliyorsunuz.

Kimin neye “ucuz” dediği değişiyor ama 60 ABD dolarını bir DAW için ucuz kabul edebiliriz (örn., Steinberg Nuendo 1700 ABD doları; Cubase 7.5 ise 499 ABD doları) ve REAPER’ın bu fiyata satılması da “ucuz yazılımla düzgün bir şey yapılmaz” mantığını çökerten bir örnek.

Linux işletim sisteminde hemen hemen her yazılım bedava ve bu ortamda ciddi müzik üreten insanlar var.

Hala ikna olmadıysanız size tamamen bedava yazılımla üretilmiş müzik örnekleri vereyim.  Bu örneği rasgele internetten buldum.  Daha önce bahsettiğim SunVox ile çok mütevazi donanım ile yapılan bir albümü de buradan dinleyebilirsiniz.  Verdiğim örneklerdeki müzik tarzını beğenmeyebilirsiniz ama bunlara “kötü müzik” demek bence mümkün değil.  Bedava yazılımla yapılmış müzikleri bulun ve dinleyin ve kendiniz karar verin (bulduğunuz örnekleri bana da haber verin, buraya ekleyeyim).

Müzik yaptığınız yazılımlara kaç para ödediğiniz değil onları ne kadar iyi kullanabildiğiniz önemlidir.  Kimsenin sizi “bedava, ucuz veya demo yazılımla bir şey yapamazsın” fikrine inandırmasına izin vermeyin.

#5: Rahat edeceğiniz bir DAW seçin!

DAW (Digital Audio Workstation) stüdyonuzun merkezidir.  Sesi (örn., gitar sinyali) ve MIDI sinyallerini kaydettiğiniz, editlediğiniz, üzerine efekt koyduğunuz yerdir.  Mix ve çoğu zaman mastering de DAW içinde yapılır.  Kısacası hemen hemen bütün müzik yapımınız DAW içinde olacak.  DAW başında saatler geçireceksiniz.

O yüzden görsel olarak hoşunuza giden, performansı hedeflerinize uygun, işlerin akışı (workflow) olarak da mantığını beğendiğiniz bir DAW seçmeniz yeni bir ev stüdyosu kurarken yapacağınız en kritik iştir.  Önceden belirttiğim gibi (bkz. #3) internet forum/ bloglarında “en iyisi”ni aramaya çalışmayın.  Herkesin bu konudaki zevk ve seçimleri farklıdır.  Her DAW’ın fanatiğini bulabilirsiniz.

Etrafta büyük isimler duyacaksınız.  Herkesin kulağına bir Cubase çalınmıştır.  Pro Tools profesyonel stüdyoların çoğunda kullanılır.  Sonar, Logic, Digital Performer, Nuendo, Ableton Live, Propellerhead Reason, FL Studio gibi diğerlerini duymuş olabilirsiniz.  Sanki bu isimlerden biriyle yakınlık kurunca insan bir anda kendini büyük müzik prodüktörü olacak zanneder.  Uzak durun (şimdilik) çünkü pahalı ve karmaşıklardır.

Bunlar yerine sezgisel olarak çok daha çabuk kavrayabileceğiniz, daha basit ama amatör bir müzisyene yetecek özellikler (bazen fazlasıyla) sunan seçeneklere yönlendirmek istiyorum sizi.

Benim seçimim:  Tracktion.  Neden?  Çok rahat neyi nerede yapacağınızı bir şey okumadan anlar, bulursunuz.  Her şey tek ekrandadır.  Basitliği sizi müziğe odaklanmaya iter; yazılımı öğreneyim diye saatler harcamazsınız.  Demosunu indirip deneyebilirsiniz.  59.99 ABD dolarına satılıyor.

İkinci seçimim:  REAPER.  Çok güçlü (Cubase gibi büyük isimlerle rahat yarışır) ama aşırı karmaşık değil.  Daha uzun vadede, yavaş yavaş öğrenmeye varsanız sonunda çok rahat edersiniz.  60 ABD dolarına satılıyor ama demosunda kısıtlama yok.

Üçüncü seçimim: Audacity.  Daha çok ses dosyalarını kırpıp biçtiğimiz bir editörken yakın zamanda VST desteği eklemesiyle artık müzik yapımı için de bir seçenek haline geldi.  Bedava, ancak dikkat, MIDI desteği yok.

Bedava bir seçenek arıyorsanız şunlara da bakın ama kısıtlamaları var:  Podium Free (Zynewave), Studio One Free (Presonus),  REAPER’ın eski ve hala bedava verilen bir versiyonu.

Son bir uyarı:  Ben tavsiyelerimi kendi yaptığım tarz müziğe göre verdim.  Daha çok elektronik, tekno, vs. tarzı müzikle ilgileniyorsanız farklı bir DAW seçmek daha mantıklı olabilir.  “Pattern-based sequencer” veya “tracker” denen yazılımlara bakın ya da loop-bazlı DAW’ları deneyin (FL Studio, Ableton Live, Sony ACID, Propellerhead Reason).   Bu tür müzik için bir bedava iki seçenek önereyim: LMMS ve SunVox.

Rahat edeceğiniz bir DAW seçin ve iyi öğrenin.  Bu şekilde tamamen müziğe konsantre olup istediğinizi yaratmaya odaklanabileceksiniz.

#4: Her bedava yazılımı indirmeyin!

İllegal yazılım indirmeyi kabul etmek (bkz. #2) her yazılımı bedava haline getiriyor.  Ama illegal yazılım indirmediğiniz zaman da bir çok bedava yazılım var.  Aynı mantıkla bunları da istiflemek verimliliğinizi düşürecek.

Şu anda bilgisayarımda 500 civarı bedava VST plugin var (efekt ve enstrümanlar).  Bunların çok az kısmını verimli kullanacak kadar iyi biliyorum.  Bir kısmının ne işe yaradığını bile tam bilmiyorum.  Bu noktaya gelmeyin.

Bu sitedeki amaçlarımdan birisi size her konuda genel olarak iş görebilecek bedava yazılımları tanıtmak; bir yandan kendim de keşfederken.  Örneğin EQ diyelim.  Nerede, nasıl kullanmalı konusunu kısaca özetleyeceğim.  Daha sonra genel kullanıma uygun (hemen hemen her türlü amaç için işe yarayacak) bir veya az sayıda bedava EQ yazılımını önereceğim.

Bu şekilde önerdiğim yazılımlara odaklanırsanız işiniz çok kolaylaşacak (yüzlerce bedava EQ var; n’olur hepsini deneme gibi bir işe kalkmayın, tamamen zaman kaybı). Üçüncü öneride söylediğim gibi daha iyisini ancak elinizdeki yetmediği zaman ararsanız verimli olursunuz.

Yine de “ben olabildiğince bedava yazılım denemek istiyorum, bu bana çok keyif veriyor” diyebilirsiniz.  O halde ihtiyacınız olan bir tek site var, o da KVRaudio.

#3: Gerekmedikçe daha iyisini aramayın!

Amatör müzisyenlerin çoğu forumlarda “what is the best _____?”  (“En iyi _____ nedir?”) sorusunun cevabını tartışarak vakit geçiriyor.  Elbette diğerlerinden daha kaliteli ürünler var.  Ancak bir amatör müzisyenin asıl işi müzik yapmak ve eğlenmek olmalı.  Neden bu “daha iyi” arayışı?  Kimi veya neyi geçeceksiniz?  Kimden veya neyden daha üstün olacaksınız?

Daha iyi bir şey aramak yerine, şu an için yapabildiğiniz en iyi seçimi yapıp, sadece ileride gerekirse daha iyisini arayın.  Örneğin bir ses kartı aldınız ve daha sonra rahatsız edici boyutta gecikme (latency) sorunuyla karşılaştınız (bilgisayarınız güçlü ve işletim sisteminiz iyi durumda olmasına rağmen).  O halde bu ses kartını satın ve daha iyisini alın.  Ama her şey yolundaysa aynı ses kartıyla devam.

Bir müzisyen için alet (ve yazılım) alıp satmak kaçınılmazdır.  Buna hazır olmak lazım.  Ancak yapacağınız alım ve satımların sebeplerini iyi düşünmeye davet ediyorum sizi sadece.

Soyut düzeyde başka bir ses kartının daha iyi olduğu söylenebilir ancak siz şu andaki ses kartınızla istediğiniz işleri yapabiliyorsanız bunun ne önemi var?  Bu tür yarışmaların yapıldığı forumlardan (ki hemen hemen her forum böyle) uzak durun.

Daha iyiyi aramak yerine bir yerden işe girin ve bırakın hayat sizi yönlendirsin.  Daha iyi bir _____’e ihtiyacınız varsa bu kendiliğinden ortaya çıkacaktır.  Sizin durduk yerde daha iyisini aramanız zaman kaybı.

Kaldı ki müzik yapımı dünyasında “bir şeyin en iyisi” kavramı aşırı soyut kaçar.  Her şey bir yerde birisinin işine yarar.  Sizin için işe yarayan araçları bulun ve onları iyi öğrenip uzun süre kullanın.

#2: İllegal yazılım kullanmayın!

İlk kural illegal yazılım kullanmamak.  Sebepleri:

  1. Bilgisayara tehdit oluşturuyor (virüs, vs.) ve bilgisayar tüm prodüksiyonu yaptığımız ortam olarak temiz kalmalı.
  2. İllegal yazılım bir “ya var ya yok” meselesidir.  Bir kere illegal yazılım indirip kullanmaya başladığınız anda bunun sonu gelmez.  Duyduğunuz her yeni yazılımı indirip kurarsınız, birkaç dakika bakıp bırakırsınız.  Bilgisayarınız çöplüğe döner ve zaman kaybedersiniz.  Ancak illegal yazılıma tamamen hayır derseniz kendinizi kısıtlamış olursunuz ve bu çok önemli:  Kendinizi (seçeneklerinizi) biraz kısıtlamadan dijital müzik prodüksiyonunda verimli olmanız çok zorlaşır.  O yüzden 100 tane farklı yazılımın herbiriyle 5-10 dakika uğraşmak yerine 2-3 tane seçtiğiniz (ve belki de satın aldığınız için verim almak istediğiniz; buna mecbur olduğunuzu hissettiğiniz) yazılımı iyi öğrenip kullanmak çok daha mantıklı.
  3. Yasadışı bir iş yapmakla kalmayıp birinin emeğini çalıyorsunuz.  Gittiğiniz bir konserde gitaristin pedalını çalar mıydınız?
  4. Çok ciddi özellikleri olan paralı bazı yazılımların bir amatörün işini görebilecek özelliklere sahip daha kısıtlı ama işe yarar demo versiyonları var.  Bazılarını ileriki yazılarımda tanıtacağım.

İkinci nokta hep karşımıza çıkacak ve bu siteyi açmamın ana nedenlerinden birisi ikinci maddede anlatılan durumun farkında olmayan genç müzisyenlere biraz yardımcı olmak.

O yüzden bana inanın.  Kapitalizmin birçok yönünü ben de sevmiyorum ancak illegal yazılımdan uzak durursanız çok daha verimli bir müzisyen olacaksınız.

Not: Kendi yapamayacağım bir şeyi burada önermeyeceğim.  Şu anda bilgisayarımda tek bir illegal yazılım yok.

#1: Hardware çözüm deneyin!

Bir bilgisayar ve birçok yazılım yardımıyla dijital müzik prodüksiyonuna başlamadan önce hardware çözüm düşünmek yararlı olabilir, özellikle belirsizliğe tahammülünüz azsa ve fazla seçenek karşısında dağılmaya eğilimliyseniz.

Hardware çözüm derken klasik anlamda bilgisayar ve yazılım içermeyen bir sistemden bahsediyorum.  Hardware-bazlı sistemlerin güzelliği sizi belirli seçeneklerle kısıtlaması.  Seçenekler azalınca elinizdekini en iyi değerlendirmeye odaklanabiliyorsunuz.

Buna karşılık software-bazlı sistemlerde seçenekler neredeyse sonsuz olduğu için insan deneme-yanılmayla saatlerini geçirebiliyor.  Olumlu tarafı ise çok daha esnek bir sistem olması.  Olasılıklar sonsuz, istediğinizi yapabilirsiniz ve çok daha özgün bir ürün çıkarabilirsiniz.

O yüzden tavsiyem, hardware-bazlı bir sistem deneyin.  Mutluysanız bilgisayara girmekte gerek yok.  Önemli olan hep müziği, üretmeyi, keyif almayı ön planda tutmak.

Hardware-bazlı bir sisteme örnek:

  1. Enstrüman(lar)ınız:  Gitar, synthesizer (hardware), vs.
  2. Multi-track kayıt cihazı:  örn., TASCAM DP-004/6/8 serisi.

Bundan sonraki önerilerim software-bazlı sistem seçenlere hitap edecek.  Ne mutlu hardware-bazlı sistemle kafa rahatlığı bulanlara!

Başlangıç Noktası

Başlama noktamız bilgisayar, ses kartı, ve gerekli diğer ekipmanı edinmiş ve bir odaya kurmuş olmak.  Bunu henüz yapmadıysanız bazı öneriler:

  1. Alabildiğiniz kadar güçlü bir bilgisayar edinin.  Taşınabilirliğin önemi yoksa masaüstü bilgisayar tercih edin.  Bilgisayarın özellikleri (özellikle RAM, CPU, ve harddisk) çok önemli!  Toplama bir bilgisayar mantıklı ama herhangi bir dükkandan zamanın şartlarında çok güçlü bir bilgisayar işinizi görecektir.  Windows her ne kadar genel anlamda Unix-bazlı (Linux, Mac OS) sistemler kadar iyi olmasa da en fazla bedava müzik yazılımı olan sistem olması itibarıyle kötü bir tercih olmayacaktır.  Ben Linux ile müzik yapmayı çok zor buldum (bir ses kartını tanıtmak bile saatler alabiliyor) ve Mac ile deneyimim yok.  O yüzden bütün tavsiyelerim Windows (şu anda 7 kullanıyorum) için olacak.
  2. Taşınabilir bilgisayar için PCI-E ses kartı almaya çalışın.  Bu tür kartların anakartla entegrasyonu daha iyi olduğu için daha verimli oluyorlar.  Yoksa tavsiyem Focusrite Scarlet 2i2 USB.
  3. Bunun dışındaki aletlerinizi zamanla edinirsiniz.  Referans monitörleri çok önemlidir örneğin ancak çoğu amatör müzisyen bu monitörlerin hakettiği derecede izole edilmiş bir odada çalışamaz.  Tavsiyem başlangıçta bu işe girmeyin.

Ben bu şekilde basit bir sistem kurmuş olan birisine yönelik pratik öneriler vermeye çalışacağım.  İşimizi çoğunlukla bilgisayarın içinde olacak.  Çağ dijital çağ.

Not: Analog ekipmanın üstün özelliklerini birçok yerde duydum.  Analog ekipman kullanabilen müzisyenlere saygım sonsuz, ancak bir amatör (hobi için müzik yapan kişi) için bu yola girmek finansal olarak mümkün değil.